Tedarik Zinciri Yönetimi Haber / Makale / Bilgi Kaynağı


irketler-Yeni-Döneme-Nasıl-Hazırlanmalı-1200x1200.png

Temmuz 13, 2026 Prof. Dr. Murat Erdal0

YÖNETİM KATI:

Şirketler Yeni Döneme Nasıl Hazırlanmalı?

Tedarik Zincirlerinde Kırılganlık Büyüyor

Prof. Dr. Murat ERDAL

Son yıllarda tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar daha yaygın ve daha etkili hâle gelmiştir. Pandemi ile görünür hâle gelen küresel kırılganlıklar; Rusya-Ukrayna savaşı, Amerika Birleşik Devletleri-Çin tarife gerilimleri, Süveyş ve Kızıldeniz hattındaki güvenlik sorunları, Panama Kanalı’ndaki geçiş kısıtları, iklim ve sürdürülebilirlik kaynaklı riskler, İsrail-Filistin krizi ve bugün daha geniş bir bölgesel savaş eksenine dönüşen Orta Doğu gelişmeleriyle yeni boyutlar kazandı. Bütün bu gelişmeler iş dünyasına artık net bir mesaj vermektedir: tedarik zincirlerinde risk analizi ve dayanıklılık stratejileri ertelenebilecek başlıklar olmaktan çıkmıştır.

Bir başka ifadeyle, daha istikrarlı bir dönemin kendiliğinden gelmesini beklemek fazla iyimser olabilir. Görünen o ki küresel ekonomi, uzun süre daha yeni kırılmalar, yeni politik gerilimler ve yeni maliyet yükleri üretmeye devam edecektir. Bu nedenle tedarik zinciri senaryo çalışmaları, alternatif kaynak planları ve kurumsal hazırlık kapasitesi artık geçici bir gündem değil; şirketler için kalıcı bir zorunluluk hâline gelmiştir. Yeni dönemde kamu ve özel sektörün ortak önceliği, kriz ve riskleri öngörebilmek, bunlara karşı hazırlık geliştirmek ve uygulanabilir çözümler üretebilmektir.

Yönetim Katı Murat Erdal

Uzun yıllar boyunca birçok şirketin temel önceliği, daha düşük maliyetle daha hızlı ve daha yalın çalışan bir tedarik zinciri yapısı kurmaktı. Küreselleşmenin ivme kazandığı dönemde düşük maliyetli coğrafyalardan tedarik sağlamak, stok seviyelerini azaltmak, tedarikçi tabanını sadeleştirmek ve operasyonları mümkün olduğunca sıkı planlanmış bir düzende yürütmek güçlü bir rekabet yaklaşımı olarak görüldü. Bu model önemli verimlilik kazanımları sağladı. Ancak son yıllarda yaşanan çok katmanlı krizler, yalnız verimlilik ve maliyet odaklı sistemlerin beklenmedik şoklara karşı çoğu zaman yeterince dayanıklı olmadığını açık biçimde ortaya koydu. Daha da önemlisi, bu yaklaşım çoğu zaman değer zincirinin bütününü değil; daha çok maliyet ve akış performansını merkeze aldı.

Artık daha net görüyoruz ki ucuz kaynak her zaman güvenilir kaynak değildir. Çünkü tedarik zinciri yalnızca fiyatla değil; jeopolitik gerilimlerle, enerji maliyetleriyle, sürdürülebilirlik yükleriyle, lojistik darboğazlarla, mevzuat değişimleriyle ve kriz anında karar alma hızıyla birlikte yönetilmektedir. Asıl yetenek, bu etkilerin değer zincirinin hangi halkalarında yoğunlaştığını görebilmektir. Günümüzde tedarik zincirleri artık sadece maliyet ekseninde değil; jeopolitik uyum, dayanıklılık ve karbon ayak izi ekseninde yeniden şekillenmektedir.

Gelişmiş ekonomiler, bir taraftan özellikle kritik girdiler ve hammaddelerde arz güvenliğini daha sıkı kontrol etmek isterken, diğer taraftan pazar erişimini ve yasal çerçeveyi stratejik bir rekabet aracı olarak kullanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri tarifeler üzerinden, Avrupa Birliği ise standartlar ve regülasyonlar üzerinden stratejik pozisyon almaktadır.

Bütün bunlar, küresel ekonomide daha belirgin bir ayrışma eğiliminin güçlendiğini göstermektedir. Temel problem yalnızca tek bir ülkenin ya da tek bir tedarik merkezinin yarattığı etkiler değildir. Sistemik kırılganlıkların çoğaldığı, ekonomik toplulukların ve ülkelerin üretim, ticaret, teknoloji ve lojistik alanlarında kendilerini daha fazla korumaya yöneldiği yeni bir döneme giriyoruz. Avrupa Birliği, Kuzey Amerika ve diğer bölgesel ekonomik kümelenmeler, bir yandan blok düzeyinde dayanıklılık ve rekabet gücü ararken diğer yandan ülke bazında da stratejik sektörleri, üretim kapasitesini ve iç pazarı daha dikkatli koruma eğilimi göstermektedir.

Bugünün ekonomik risk haritasını ve kırılganlıkların neden güçlendiğini anlamak için, Çin’in üretim kapasitesi ve rekabet etkilerine ayrıca bir pencere açmak gerekir. Bunun dikkat çekici örneklerinden birini Türkiye ile Çin arasındaki dış ticaret dengesizliğinde görebiliriz. Türkiye’nin Çin’den ithalatı ile Çin’e ihracatı arasındaki büyük fark, yalnız ticari değil; sanayi, istihdam ve rekabet gücü açısından da dikkatle değerlendirilmelidir. Bu ölçekte bir dengesizlik, orta ve uzun vadede yerli üretim yapısında ciddi zorlanmalar yaratmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri de tam bu nedenle Çin’in üretim gücünü, kamu planlamasını ve teşvik mekanizmalarını stratejik bir tehdit olarak değerlendirmektedir. Bugün birçok ülke, iç pazarını korumak ve istihdamı desteklemek amacıyla “burada satış yapmak istiyorsan burada üretmelisin” yaklaşımını daha açık biçimde gündeme taşımaktadır. Yalnız Çin’e karşı değil, ticaret dengesizliğinin belirginleştiği pek çok ülke ilişkisinde benzer bir müzakere zemini ve iç pazarı koruma eğilimi oluşmaktadır.

Çin’in ekonomik başarısını değerlendirirken kamu perspektifini göz ardı edemeyiz.
Tedarik zincirini yalnız özel sektörün meselesi gibi görürsek, dünya ticaretinden aldığımız payın giderek küçülmesi kaçınılmaz olabilir. Kaynakların tahsisi, verimli kullanımı ve ulusal öncelikler doğrultusunda yönlendirilmesi konusu üzerinde daha fazla düşünmek zorundayız. Kamunun bu dinamikleri dikkate alan akılcı, seçici ve üretim kapasitesini koruyucu politikalar geliştirmesi gerekir. Aksi takdirde yalnız mevcut sanayimizi ayakta tutmakta zorlanmayız; aynı zamanda mevcut üretim varlıklarının hızla el değiştirmesi riskiyle de karşı karşıya kalabiliriz.

Elbette küresel tedarik zincirlerinde kısa sürede radikal değişikliklere gitmek kolay değildir. Ölçek ekonomisi, yerleşik üretim yapıları ve devam eden sözleşmeler şirketlerin hareket alanını sınırlar. Bu nedenle Çinli üreticilerle ilişkileri sert ve ani biçimde sonlandırmak çoğu zaman gerçekçi değildir. Buna karşılık birçok şirketin Çin’e aşırı bağımlılığı azaltma, riski dağıtma ve alternatif üretim ya da tedarik üsleri geliştirme eğiliminin belirgin biçimde güçlendiği görülmektedir. Bu da bize yeni dönemin mantığını açıkça göstermektedir: küresel tedarik zincirlerinde riskleri yeniden ele alma, bağımlılıkları azaltma ve alternatifleri çoğaltma dönemi başlamaktadır.

Asıl dikkat çekici olan husus, kırılganlıkların çok farklı eksenlerde derinleşmesidir. Bu nedenle, son dönemde sıklıkla tartışılan Nearshoring (Yakın Kaynak Kullanımı) ve Friendshoring (Dost Kaynak Kullanımı)kavramlarına ihtiyatla yaklaşmakta yarar görüyorum. Ülke riskleri, en az şirketlerin kendi risk analizleri kadar stratejik hâle gelmiştir. Şirketler artık şu soruları daha net sormaktadır: Hangi ülke daha öngörülebilir, hangi tedarik yapısı daha sürdürülebilir, hangi ağ daha güvenilir ve hangi yapı değer zincirini daha sağlam taşıyabilir?

Türkiye açısından bakıldığında bu yeni tablo hem fırsatlar hem de ciddi sorumluluklar üretmektedir. Üretim altyapısı, sanayi tecrübesi, potansiyel pazarlara erişim gücü ve birçok sektördeki üretim kabiliyeti sayesinde Türkiye, yalnız güvenilir üretici ve tedarikçi olarak değil, aynı zamanda değer zincirinde daha güçlü konumlanan bir üretim ve tedarik üssü olarak daha görünür hâle gelebilir. Ancak jeostratejik konum tek başına sürdürülebilir rekabet üstünlüğü üretmez. Kamu politikaları ve şirket disiplini ile birleşmediği sürece, coğrafi yakınlık kalıcı değer üretmeye yetmemektedir.

Yeni dönemde tedarik zinciri dayanıklılığı yalnız şirket içi bir operasyon konusu değildir. Aynı zamanda kamu politikası, ekonomik diplomasi, finansman olanakları, dış ticaret kolaylığı, gümrük süreçleri, liman performansı ve düzenleyici uyum meselesidir. Ticaret koridorlarının güvenliği, limanların işleyişi, geçiş hatlarının sürekliliği, yatırım ortamının öngörülebilirliği ve finansmana erişim birbirinden kopuk düşünülemez. Şirketlerin dayanıklılık yatırımları ile ülkelerin ticaret ve lojistik politikaları aynı stratejik çerçevede ele alınmalıdır.

Burada cevap aramamız gereken temel sorular şunlardır: Türkiye’de faaliyet gösteren şirketler, tedarik ağlarını ne kadar görünür kılabiliyor? Kritik malzeme ve tedarikçi bağımlılıklarını ne kadar doğru okuyabiliyor? Alternatif kaynak, lojistik güvenilirlik, planlama kalitesi ve kurumsal tepki hızını ne kadar geliştirebiliyor? Daha da önemlisi; sürdürülebilirlik, uyum, raporlama, teknik standartlar ve mevzuat harmonizasyonu alanlarında ne kadar hazırlıklıyız? Türkiye birçok başlıkta önemli bir potansiyele sahiptir; ancak bu potansiyelin kalıcı avantaja dönüşebilmesi için hem şirketlerin hem de kamu yönetiminin daha güçlü bir sıçrama yapması gerekmektedir.

Bu noktada temel perspektif, riskleri doğru sınıflandırmak, bunların değer zincirinin hangi halkalarında yoğunlaştığını görmek ve buna göre yönetebilmektir. Kur, enerji, savaş, düzenleme değişikliği ve iklim etkisi gibi dış çevre kaynaklı riskler farklıdır. Talep daralması ya da kapasite yetersizliği gibi hacim ve kapasite kaynaklı riskler ayrı ayrı ele alınmalıdır. Transit sürelerinin uzaması, liman yoğunluğu, gümrük gecikmeleri ve iç darboğazlar gibi akış sorunlarının maliyetleri analiz edilir. Malzeme akışında takip zorlukları, eş zamanlı görünürlük eksikliği, süreç kopuklukları ve geç fark edilen erken uyarı sinyalleri ise ayrı bir kırılganlık alanı yaratır. Yeni dönemde risk, yalnızca bir olay değil; bir bütünsel etkiler çerçevesinde ele alınmalıdır.

Şirketler açısından vizyon, yalnız bugünkü ağın çalışmasına güvenmek değil; farklı bozulma senaryoları altında hangi alternatiflerin ayakta kalacağını ve değer zincirinin hangi halkalarının korunması gerektiğini önceden düşünebilmektir. Tek kaynaklı yapı bozulduğunda ne olur? Belirli bir coğrafya devre dışı kaldığında hangi alternatif bölge devreye girebilir? Bir liman kapandığında hangi rota ikame edilebilir? Kritik girdilerde güvenlik stoğu mu, yoksa ikinci kaynak mı daha doğru çözümdür? Bu sorular masa başı sezgisiyle değil; disiplinli senaryo planlaması ve güçlü ekip çalışmasıyla ele alınmalıdır.

Çağın gereği olarak dijitalleşme ve Yapay Zekâ uygulamaları tedarik zinciri yönetiminin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Ancak burada da yeni bir bağımlılık ve egemenlik alanı oluşmaktadır. Yapay zekâ altyapısını şekillendiren özel çipler, yüksek işlem kapasitesi, veri merkezleri ve bunların arkasındaki kritik mineraller ve nadir elementler, sınırlı sayıdaki ülke ve şirketin kontrolünde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle teknoloji yalnızca verimlilik sağlayan bir araç değil; aynı zamanda stratejik üstünlük, bağımlılık ve kırılganlık üreten yeni bir alan olarak değerlendirilmelidir. Buna ek olarak siber güvenlik tehditleri büyümekte, dijital altyapılara aşırı bağımlılık da tedarik zincirlerinde yeni risk alanları oluşturmaktadır.

Şirketlerin hangi riske hangi araçla karşılık vereceğini de önceliklendirmesi gerekir. Alternatif pazar arayışı, yeni kaynakların araştırılması, tedarikçi geliştirme programları, uzun vadeli sözleşme yapılarının güçlendirilmesi ve bölgesel çeşitlendirme önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alacaktır. Bu nedenle dayanıklılık, doğru riske karşı doğru hamleyi geliştirebilme kapasitesidir.

Sonuç olarak, tedarik zinciri yönetimi artık sadece ürün, bilgi ve para akışlarını organize etme işi değildir. Değer zincirini uçtan uca kavrayabilmek, değer üreten faaliyetleri ve aktörleri görünür kılmak, kırılganlık alanlarını doğru teşhis etmek ve bunlara karşı kurumsal refleks geliştirmek meselenin özünü oluşturmaktadır. Başarılı şirket, yalnız maliyet avantajı arayan değil; değer zincirini daha iyi yorumlayan, riski daha doğru sınıflandıran, alternatifleri daha erken düşünen ve kararlarını daha yüksek tutarlılıkla verebilen şirkettir. Gerçek rekabet avantajı da tam burada oluşmaktadır.

Yeni dönemde gerçek gündem, değer zincirinin bütününü sürdürülebilir ve dayanıklı kılabilmektir.

Anahtar Sözcükler: dayanıklılık, kırılganlık, tehdit, kaynak, kurumsal refleks, belirsizlik, risk, tedarik, tedarik zinciri, Nearshoring, Yakın Kaynak, Friendshoring, Dost Kaynak, şirket, eğitim, senaryo çalışmaları


Satınalma-Operasyonlarında-Çıkar-Çatışması-Conflict-of-interest-1200x1200.jpg

Çıkar çatışması, “bir kişinin görevi kapsamında yaptığı işlemlerden veya aldığı kararlardan kişisel fayda sağlama konumunda bulunduğu durum olarak tanımlanabilir”[1]. Çıkar çatışmaları bağımsızlığı zedeler ve taraflı karar alma riskini doğurur. Yaygın çıkar çatışması örneklerinden biri, ilişkili taraflarile iş yapılmasıdır; çünkü bu durum çoğu zaman kayırmacılık sonucuna yol açar[2]. Çıkar çatışması, şirketlerde yalnızca çalışan davranışları veya insan kaynakları politikaları kapsamında ele alınmaz. Aynı zamanda operasyon yönetimi, satınalma süreçleri ve tedarikçi ilişkileri açısından da düzenlenmesi gereken kritik bir yönetişim konusudur.


Danismanlık_Hizmet_Satinalma.png

Danışmanlık Hizmet Alımları ve Proje Esaslı Satınalma Yönetimi

Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı
www.muraterdal.com

İşletmeler ihtiyaç duyduğu her alanda hizmet alımı gerçekleştirmektedir. Genel idari işler ve satınalma sorumluluğu altında pek çok hizmet alımı bulunmaktadır. Güvenlik, temizlik, bakım, personel servisi, tadilat, yemekhane, araç kiralama, seyahat, konaklama, sağlık, kargo, kurye gibi şirketlerin daima gündeminde olan hizmetler görüldüğü üzere çok geniş bir sahayı kapsamaktadır.

Bu yazımızda danışmanlık sektörü ve proje esaslı hizmet satınalma yönetimi üzerinde duracağız. Olabildiğince soru-cevap şeklinde ilerleyip farklı yönlerini inceleyeceğiz. Amacımız danışmanlık hizmet alım ihtiyacı içerisinde olan firmalarımızın bu konuda sistematik ilerlemelerine yardımcı olabilmektedir.

Danışmanlık hizmet alım türleri

Danışmanlıklar doğrudan şirket genelini ilgilendirdiği gibi ilgili bölüm ya da birim bazında da olabilmektedir. Yönetim, kalite, satınalma, vergi, lojistik, iş hukuku, dış ticaret, insan kaynakları, pazarlama, yatırım, denetim, proje hazırlama, araştırma-geliştirme, Turquality, marka ve tescil vb. gibi alanlarda danışmanlarla çalışılmaktadır.

Dışarıdan profesyonel bir bakış, hızlı ve odaklı deneyim aktarımı

Danışmanlık hizmet alımı, özünde dış kaynak kullanımıdır. İşletme sahipleri ve birim yöneticilerinin aklındaki temel sorular:

  • İşletme dışından destek almaya gerçekten ihtiyaç var mı?
  • Kurum içerisindeki yöneticiler ve personel neden yeterli çözümü getiremiyor?
  • Bu işin kapsamı, bütçesi ve süresi ne olacak?

Bu sorulara bir çırpıda cevap bulabilmek zordur. Spesifik bir konuda problemle karşılaşıldığında içerideki uzmanlıklar yetersiz kalabilir. İnternet araştırması ve meslektaşlardan telefon görüşmeleri ile toparlanan bilgiler de yeterli gelmeyecektir. Tüm bilgiler yüzeysel kalabilir. Kaybedecek vakit ilave maliyet anlamına gelmektedir. Yöneticiler danışmanlık hizmet içeriği, elde edilecek faydalar ve katlanılan maliyet konusunda ikilemde kalabilmektedir. Tepe yönetimler ise nokta atışı net çözümler aramaktadır.

“Firma sahibi ve tepe yönetim danışmanlık alımında karar verdiğinde süreç hızlı, ilgili birim ihtiyacını belirttiğinde süreç hayli yavaş işlemektedir.”

Doğru çözümleri ve benzer sıkıntıları çekmiş firmaların düştükleri hatalardan çıkartılan dersleri firmaya kazandırmak adına danışmanlara ihtiyaç vardır. Gereksinim duyulan alanda problemin çözülmesi, bakış açısında genişleme ve vizyon kazanılması firmaya zaman ve para avantajı sağlar. Konunun, profesyonel bir şekilde içerideki yerleşik personel yargılarından uzak ve nesnel görüş kapsamında ele alınması, şirketin mesafe kat etmesini kolaylaştıracaktır.

Hizmet alan firma bakış açısıyla, danışmanlık işlerini, proje esaslı hizmet alımı şeklinde düşünmek ve ona uygun hareket etmek yerinde olacaktır.

Başlangıç Noktası – Hazırlık

  • İhtiyacın Tam Olarak Açıklanması ve İşin Kapsamının Belirlenmesi

Başlangıç aşamasında, danışmanlık süreci ile ilgili işletme içerisinde hazırlık ve planlama yapılmalıdır.  Bu planlamada danışmanlık firması ile çalışacak birimlerden görüş alınmalıdır. Doğrudan ve dolaylı etkileşim içerisinde yer alan birimlerden öneriler toplanmalıdır. Böylelikle danışmanlık gereksiniminin farklı yönleri görülebilmekte ve ihtiyacın kapsamı belirlenmektedir.

Zayıf proje tanımlaması ileride karşılıklı problemlere neden olur. Proje teklifi ile yapılacak iş örtüşmezse, iş için ayrılan uzman sayısı, proje süresi, ekipman malzeme gereksinimleri ve maliyet doğru tespit edilemeyecektir. 

Proje ilerledikçe yeni ilave işler ortaya çıkabilir. İşin süresi uzayabilir ve doğal olarak maliyetler yükselebilir. Böyle durumlarda ek sözleşme gündeme gelecektir.

Hizmet Alan İşletmede Proje Ekibinin Belirlenmesi

Birim ve personelin planlaması; kişi sayısı, bilgi seviyesi, iş takvimi, rol ve sorumluluk yönünde hazırlanmanın faydası büyüktür. İletişim, projede görev almak isteyen personellerin belirlenmesinde katkı sağlar. İnsanların tepeden gelme atama ve sürprizler karşısındaki direnci azaltmaktadır. Moral ve motivasyonu yüksek ekipler, danışmanların içeride mesafe almalarını hızlandıracaktır.

Proje Hedeflerinin BelirlenmesiFayda Tanımlaması

  • Danışmanlık hizmet alımı hangi problemimizi çözecek?
  • Dönemsel bir ihtiyacı mı karşılıyor yoksa kalıcı bir çözüm mü getiriyor?
  • Firma ve birimler bazında somut katkılar nedir?
  • Projenin kilometre taşları
  • Projenin süresi ve maliyeti
  • Raporlama ve geri bildirimler

Danışman Firma Araştırma ve Seçimi

İşin öncesinde firma seçim kriterleri belirlenmelidir. Danışman firma araştırma ve seçimlerinde standardize olmayan süreç sıklıkla görülmektedir. Danışman firmanın bilgi, iş deneyimi, danışman havuzu, işle doğrudan görevlendirilen uzmanların yetkinlikleri ve sektörel referanslar incelenmelidir.

Marka Algısı ve Yetenekler

Ticaret için Tıklayınız.

Bütçe problemi olmayan firmalar en çok bilinen danışmanlık firmaları ile hemen iletişime geçmektedir. Sektörde bilinen firmalara “aşırı güven” olduğu kabul edilmektedir. Hem deneyim zenginliği hem de itiraz edilemeyecek güçlü referanslar bir aradadır. Riskten kaçınma düşüncesi yaygınlık taşımaktadır. 

Danışmanlık sektöründe marka algısı ve yetenekleri şu şekilde değerlendirmek uygun olacaktır.

  • Firma genel marka algısı ve yetenekleri
  • Firmanın ana faaliyet / diğer alanlardaki marka algısı ve yetenekleri
  • Projede yer alacak danışmanların özgeçmişleri (uzmanlıkları) ve yetenekleri

Sektöre yeni giren danışmanlık şirketleri hızlı bir şekilde referans gösterme ihtiyacı içerisindedir. Bu son derece doğal bir durumdur. Hizmet sektörlerinde olumlu iş deneyiminin müşteri kazanmada hızla yayıldığı bilinmektedir. Bu tür firmalarla müzakere ve pazarlık bilinen markalara göre daha hızlı ilerlemektedir. Daha az talepkar olup daha fazla iş konuşulmasını istemektedirler.

Danışmanlık Firmalarıyla Müzakereler ve Pazarlık 

İşin kapsamında yer alan tüm konu başlıkları toplantı masasında gündeme getirilmelidir. Toplantıya her iki tarafın söz sahibi yöneticileri katılmalıdır.

“Karar vericilerin olmadığı görüşmeler yeni toplantıların habercisidir.”

Müzakerelerde proje çerçevesi net olarak bilindiğinde hızla ilerlenip doğru teklif hazırlanmaktadır. Bu nedenle şirket içerisinde hazırlık evresi ne kadar titiz yürütülmüşse süreç o kadar hızlı olgunlaşır. Hedefler, performans göstergeleri ve beklentiler çok iyi aktarılmalıdır. Tarafların müzakere masasında ne istendiğini ilk günden yazılı ve sözlü iletişimle görmeleri işin ciddiyetini artırır.

Müzakere Sürecinde Soru Listesi:

  • Sektörümüzü ve firmamızı tanıyor musunuz?
  • Bu sektörden hangi firmalarla ne süre ile çalıştınız?
  • Çalıştığınız proje ile ihtiyaç duyduğumuz proje arasında ne gibi benzerlikler var?
  • O projede neler yaptınız? Ne gibi zorluklar yaşadınız?
  • Projeyi yaparken en çok zorlandığınız problem neydi?
  • Projede kaç kişi görev almıştı? Ne kadar sürdü?
  • Firma neleri başardı? Kazanımları nelerdi?

Alıcı tarafın birden fazla firma ile görüşmeler gerçekleştirmesi konuya hakimiyetini güçlendirecektir. Danışmanlık sektörünü tanıma, farklı görüşlerden yararlanma neticesinde işinin kapsamını netleştirme, hedef fiyat aralığını belirleme ve bütçe ayırma konusunda çalışmalar olgunlaşır. 

Müzakerelerde Güvensizlik Kaynakları

Alıcı Taraf Güvensizlik Kaynakları

“Gelsinler bi dinleyelim. İşin artısını eksisini görelim. Gözümüz tutarsa teklif alırız. Bu işi tam olarak bilmiyoruz. Böylelikle fiyatları da görmüş oluruz.” düşünceleri ile hareket eden hizmet alan taraf, profesyonellik ve samimiyetten uzak tavrını kısa sürede belli eder. İpuçlarını yakalamak için uzman olmaya gerek yoktur. Toplantı takvimine riayet edilmez. Müzakerelerde gerçek karar vericilerin daima acil katılması gereken bir toplantısı çıkar ve masada olmazlar. Katılımcılar ne yapacaklarını tam olarak bilemez. Ve toplantı odası hazır değildir. :))

Danışmanlık Firmaları Güvensizlik Kaynakları

Müzakerelerde danışmanlık firma temsilcilerinin alıcı tarafta hızlı güçlü marka algısı oluşturma gayreti çoğunlukla ters tepmektedir. Sektörel ilişkiler ağını (network) abartma, mesnetsiz vaatlerde bulunma, hayali referans firma/proje inşası, aşırı samimiyet ve sahte tavırlar işin kaybedilmesine neden olmaktadır.

“Kurumsal pazarda güven bir çırpıda oluşmamaktadır.”

Maliyet ve Ödeme Şekli

Maliyetler projenin kapsamı, özel uzman gerektirip gerektirmediği, projede yer alan personel sayısı, kullanılan ekipman ve malzeme, ofis ve araç tahsisi, seyahat ve konaklama gibi konuları içermektedir. 

Müzakere sürecinde bu maliyet kalemleri ile birlikte ödemenin ne şekilde hangi takvimde yapılacağı gündeme gelecektir.

Maliyet ve ödemeye esas teşkil edecek yöntemler şunlardır:

  • Sabit aylık ödeme takvimi
  • Belirli oranda peşinat, kalanın taksitlendirilmesi
  • Projede tahsis edilen uzmanların firmadaki iş süreleri boyunca ödeme. Personel gün x saat ücretleri
  • Proje kapsamında işlerin tamamlanmasına paralel işleyen bir hakediş ve ödeme takvimi
  • Problemin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik bir ödeme takvimi
  • Yurtiçi ve uluslararası kamu kaynaklı bir teşvik programının kazanımı sonrasında bir ödül ya prim tanımlaması

Danışmanlık Süresi

Proje temelli hizmet alımı belirli bir zaman aralığında gerçekleşen işleri kapsamaktadır. Karşılıklı bir güven oluştuğunda süre ucu açık ilerlemektedir. 

Şartname ve İhale Süreci

Danışmanlık hizmet alımlarında işin şartnameye dökülmesi ve ihale ile sürecini sonlandırma kolay değildir. Şartnamede fazla talepkar olunması, çok sayıda katı maddenin yer alması birçok firmayı isteksizleştirebilir. Özensiz hazırlanan eksik bırakılan şartnameler ise çok sayıda yetkin olmayan aday firmanın başvurmasını sağlayabilir. İşin açıklaması, aranan kriterler, proje takvimi ve ödeme şekli şeffaflık istemektedir. Hedef fiyat belirleme ve uygun ihale yönteminin ne şekilde olacağı ayrı bir uzmanlık işidir. Sektörde teklif usulü ilerleme yaygın olarak görülmektedir.

Tekliflerin Alınması ve Değerlendirme

Çeşitli danışmanlık firmaları ile temas edildikten sonra süreç olgunlaşır, teklifler toparlanır. Gelen teklifler bir karşılaştırma tablosu dahilinde analiz edilir ve raporlanır. İlgili birim yöneticileri toplantıda görüşlerini aktarır. Her firmanın avantajlı ve dezavantajlı tarafları incelenir. Projenin olmazsa olmazları, firmanın beklentileri ve kırmızı çizgileri ile taraflar arası uyuma bakılır. Nihayetinde bir karar verilir. Öne çıkan firmalar belirlenmiş olur.

Kobi değerlendirme alışkanlıklarında, proje hakimiyeti kadar uygun fiyat ve kültürel uyumluluk başı çekmektedir. Sektörden bir yöneticinin tavsiyesi ön planda tutulur. Referansın kim olduğu önemlidir. Onlar seçtiyse ve memnun kaldılarsa bir nedeni vardır şeklinde düşünülür. 

Sözleşme Çerçevesi ve Sorumluluklar

Müzakere edilen ve üzerinde mutabakat sağlanan tüm görüşmeler önce toplantı tutanaklarıyla kayıt altına alır. Böylelikle atlanan ya da havada kalan konular netleştirilir. Diğer tarafın teyidi istenir. Daha sonrasında ise tüm konular sözleşmeye aktarılır. Taraflarca sözleşme maddeleri iyi bir şekilde incelenmelidir. Belirsizlik ve risk içeren maddeler sorulur. Olası sürprizler ve yaptırımlar (cezalar) konusunda açıklık aranır. Sözleşme revize edilir ve imzalanır. Firma bilgilerinin korunması ve gizlilik esastır.

Yürütme (Hizmet Gerçekleştirme)

  • Proje Takvimi ve Takım Çalışmaları

Proje başladıktan sonra danışman ekip ve hizmet alan ekipler bir araya gelerek proje planlama çalışmalarına başlarlar. Karşılıklı rol ve sorumluluk dağılımı yapılır. Düzenli bir takvim içerisinde ilerlenir. İyi bir planlama ve karşılıklı ekiplerin hazırlıkları başarıyı getirir.

Proje takvimi içerisinde toplantı takvimi ve ajandası net olmadığında randevu günleri sapabilmektedir. İlgili birim personel ve yöneticilerinin proje devam ederken erteleme ve yeni önceliklerin devreye girmesi sonrasında “projede neredeydik?” sorusu hemen gündeme gelir.

Proje kapsamına hakim ekiplerle yol almak kolaydır. Zamanı efektif kullanırlar. Görev ve sorumluluklar konusunda sıkıntı çekmezler. Her şey belirlenmiştir. Proje takvimi adım adım takip edilir ve raporlamalar yapılır. Projenin zamanında tamamlanması için azami önem gösterilir.

Kültürel Uyumluluk

Danışman ekibi ve işletme uyumu projenin başarısı için elzemdir. İletişim ve ilişkiler

kritik sorunları daha iyi anlama ve yorum getirmede fayda sağlar. Engeller ortadan kalkar, projeye ve danışmana olan güven artar.

İyileştirme Adımları

Hizmet alan taraf, sorunları için ivedilikle doğru çözümlerin uygulanmasını istemektedir. Bekleme ve ötelemeye tahammülü yoktur. Süreç odaklı iyileştirmeler zaman alırken, sonuç odaklı iyileştirmelerin takvimi hızlıdır. Kalıcılık ve içselleştirme firmanın inisiyatifindedir.

Çalışanların değişim, yeni yönetim ve uygulama alışkanlıklarını benimsemeleri zaman almaktadır. Yeni bilgi ve iş talimatlarının sonuçları hemen meyve vermeyebilir. Motivasyon azlığı, tepkiler ve direnç noktaları oluşabilir. Bunu ortadan kaldırmada, doğru iletişim kanallarını çalıştırmak ve eğitimler işe yarayacaktır.

Problemler

Hizmette standardizasyon ve memnuniyet ölçümlemesi son derece önemlidir. Alanında ehil olmayan firmalarla yapılan anlaşmalar sonrasında danışmanlık projesi işin içinden çıkılamayacak bir hal alabilir. “Yaşanan süreçte danışmanlık firması işi bizimle öğreniyor. Kendisini geliştiriyor. Bizim onlardan bir şey öğrenmemiz gerekirken onlar bizden daha çok şey öğreniyor. Projede çok yavaş ilerliyoruz.” şeklinde yakınmalar artar. Memnuniyetsizlikler hızla filizlenmeye başlar. Kişi ve birime özgü değerlendirmeler, kültürel farklılıklar, ön yargı ve etik alanlarda farklı bakış açıları devreye girebilir. Ekipler arasında meydan okumalar, yazılı ve sözlü iletişim kazaları ortaya çıkabilir.

Danışmanlık firması, ekiplerini birden fazla projeye rotasyonla gönderiyor (ya da personel devir hızı yüksek) olabilir. Hizmet alan tarafta her yeni gelen uzmana firma iş süreçlerini ve projenin durumunu en baştan aktarmak bıkkınlığa neden olabilir. Mevcut iş süreçleri ve uygulamaların her yeni gelen uzmana anlatılması vakit kaybına neden olmaktadır. Hizmet alan ekipler aynı konuları tekrar tekrar aktarmaktan yorulmaktadır.

Proje ilerledikçe firma ekiplerinde zaman zaman “bu işi, içeride kendi imkanlarımızla da çözebilirdik. Yeni bir şey öğrenmedim. Dış kaynak kullanmaya hiç gerek yoktu. Bu danışmana kim bilir ne kadar ödeme yapıyoruz?”diyenler de görülebilmektedir.

Projeye saygı duymama ve düşük memnuniyet seviyelerinin gerekçelerinin iyi araştırılması gerekir. Haklılık payının ne ölçüde olduğu sorgulanmalıdır. Gerçekten somut bir fayda görülmüyorsa projeye ve dolayısı ile ödeme yapmaya devam etmeye gerek yoktur. Sözleşme en kısa sürede sonlandırılmalıdır.

Geri Bildirim ve Raporlama

Proje takvimi ilerledikçe sağlanan faydalar raporlarla tüm ilgili yöneticilerle paylaşılmalıdır. Eski ve yeni durum bir tablo ile kıyaslanmalıdır. Planlanan ve gerçekleşen arasındaki farkların neler olduğu detaylandırılmalıdır. Verimlilik, para (TL, dolar), süre (saat, gün), oran %, kişi sayısı ile açıklanmalıdır. Tablo ile birlikte projenin hangi evresinde olunduğu, yol haritası ve nelerin yapılması gerektiği ile bir değerlendirme verilmelidir.

Değerlendirme

Ülkemizde danışmanlık sektörü günden güne büyümektedir. Uzmanlık yelpazesi genişlemekte ve derinleşmektedir. Sektörle ilgili olarak hizmet alan ve hizmet veren tarafları dinlediğinizde, her iki tarafın da olumlu ve olumsuz deneyim yaşadıklarını duyarsınız. Şimdi, danışmanlık sektöründe sıklıkla yaşanan zorlukları değerlendirerek yazımızı toparlayalım.

İşletmeler bulundukları sektör, faaliyet alanları, yönetim yapısı, organizasyon şekli, kuruluş öyküleri, geçirdikleri aşamalar, ölçek, ciro ve hakim kültür vb. pek çok özellik bakımından bir birinden ayrılmaktadır. Danışmanlık hizmeti üretenler için zorluklar şu konularda ağırlık kazanmaktadır: Büyük ölçekli firmalarda projenin varlığından habersiz birim ve yöneticiler, benzer içerikli tekrarlı verimsiz toplantılar, öneri bolluğu ve projenin genişlemesi (amacından sapma risk ve tehlikeleri), çok sayıda yöneticiyi bilgilendirme, ikna etme ve işin içine çekme sıkıntıları (ilgisizlik), bilgi paylaşmama ve dezenformasyon, genel merkez ve ilgili birim (şube, mağaza, fabrika) personelinin farklı anlayış ve tutumları, bürokrasi, statüko, yaygın böyle gelmiş böyle gider tutumu vb. göze çarpmaktadır.

Kobilerde ise durum biraz daha farklılaşabilmektedir. Profesyonellik ve kurumsallık yönünde adım atılmış ve danışman rehberliğine başvurulmuş olsa dahi çeşitli sıkıntılar yaşanabilmektedir. Güllük gülistanlık bir ortam çok nadir görülmektedir. 🙂

Kobilerde, bir ya da birkaç problem eş zamanlı karşımıza çıkabilmektedir. Bu problemlerin başında insan ve kaynak yetersizliği gelmektedir. İşletme organizasyonun tam oturmamasından başlayarak işini düzgün yapamayan yöneticilerin dirençleri, kalifiye olmayan dar kadrolarla proje gerçekleştirme güçlükleri, firma aidiyet zayıflığı, düşük ücretler ve yüksek personel devir hızı diğer faktörlerdir. Tepe yönetim ile yaşanan sıkıntılara örnek olarak egosu yüksek patron ve patron yakınları, aile üyelerinin projeye yaklaşım farklılıkları, güven seviyelerinde değişkenlik ve danışmana karşı tutumları, proje ve danışman üzerinden iç hesaplaşmaları sayabiliriz.

Danışmanların temel görevi, karşı karşıya kalınan zorlukları aşıp işini doğru şekilde, amacına uygun bir biçimde gerçekleştirmesidir. Fakat bu, hiç de kolay değildir.
Saha, kendi özgü dinamikleri ile hayli öğreticidir.

Son Söz:

Danışmanlık sektöründe, hızlı karar alma ve duygusal hareket ederek çözüm aramak yerine adım adım proje esaslı hizmet satınalma yönetimi çerçevesinde ilerlemek gerekmektedir. Başarı kriterleri, ölçümlemeler, performans göstergeleri, geri bildirim ve raporlamalarla mesafe almak her iki taraf için de zaman ve emek israfını önleyecektir.

– ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN –

Satınalma Yönetimi Eğitimi ve diğer mesleki alanlarda (Tedarik Zinciri Yönetimi, Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri, Lojistik, Pazarlama, İnsan Kaynakları, Dış Ticaret, Sözleşme Yönetimi vd.) kurumsal şirket taleplerinizi support@buyernetwork.net e iletebilirsiniz. Eğitim katalogunu indirmek için http://buyernetwork.net/egitim-katalogu.pdf  tıklayınız.

Kitap Önerisi : Prof. Dr. Murat ERDAL, SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

 

 

 


Tedarikci_Arastirmasi_B2B_istihbarat-1200x848.jpg

Tedarikçi Araştırması ve Örgütsel Pazarlarda Yeni İstihbarat Kaynakları Prof. Dr. Murat ERDAL merdal@istanbul.edu.tr Tedarik zincirlerinde en çok çaba sarf edilen konulardan bir tanesi de doğru tedarikçileri zamanında bulabilme ve onlarla sürdürülebilir iş ilişkisinin tesis edilmesidir. Tedarikçilerle ilişkilerde temel hedef, satınalmanın iş çevresindeki “7 Doğru”yu en etkili   şekilde bir araya getirmektir. Şirket menfaatlerini gözeterek operasyonlar için talep edilen malzeme ve hizmetin, tedarikçi, miktar, zaman, kalite, maliyet, teslimat, ödeme şekilleri başta olmak üzere tüm değişkenleri en iyi koşullarda sağlamak büyük bir beceri gerektirmektedir. Satınalma yöneticileri firma ihtiyaçlarını en iyi şekilde analiz ederek talep sahiplerinin beklentilerini karşılamak isterler. Fakat ilk temastan başlayarak güçlü tedarikçi ilişkileri ve işletmeler arasındaki uyumun sağlanmasına varıncaya kadar tüm aşamaların sağlıklı yürütülmesi hiç de kolay değildir. Tedarikçi ilişkileri doğası gereği işletmeler arası ticarettir. Firmalar arası ilişkiler ise genel ekonomik koşullara, konjonktüre ve rekabet yapısına bağlı olarak değişkenlik arz eder.


Tedarikci_bilgi_formu-1200x848.jpg

Tedarikçi Bilgi Formları Kurumsal Özgeçmiş mi ? Bumerang Etkisi Prof. Dr. Murat ERDAL - merdal@istanbul.edu.tr  Satınalma iş çevresinin günlük rutininde tedarikçi bilgi formları çoğu zaman gözden ıraktır. Mesai saatlerinin koşuşturması, ajandası içerisinde bu bilgi formlarının ya da sistemdeki karşılığı olan kayıtların önemi üzerinde çok da durulmaz. Bu durumu birebir anlatan en güzel söz şudur: “herkes kiminle çalıştığını gayet iyi bilir”. Fakat işletmeler büyüdükçe, alım kalemleri çeşitlilik kazandıkça A’dan Z’ye tüm kategorilerde tedarikçi veritabanına hakimiyet azalabilmektedir. Bu çeşitliliğe bir de personel değişimi eklendikçe tedarikçi firmalarında yaşananlar tam zamanlı izlenememektedir. Tedarikçi yatırımları, büyüme, küçülme ya da farklı sektöre geçiş süreçleri hakkında bilgi akışı gecikmeli olmaktadır. Aynı zamanda istihbarat gelse dahi sisteme girişi ve kurumsal hafıza işlenmesi zaman almaktadır. Sektöre yeni giren firmalar hakkında istihbarat eksikliği ve araştırma süreci her zaman yapılması gereken ödev olarak bizi beklemektedir.


anlasma-1200x800.jpeg

SATIŞ EKİPLERİNİN İŞİ ZORLAŞIYOR. GÜÇLÜ ALICILAR DÖNEMİNDEYİZ.  Prof. Dr. Murat ERDAL - merdal@istanbul.edu.tr İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı  Bugünün yöneticileri, daha kısa sürede daha kapsamlı bilgiye ulaşabilme imkanına sahipler. Akıllı telefon uygulamaları ve internet bilgiye erişim hızını artırıyor, kolaylaştırıyor. Nokta atışı istenen bilgi ise zaman, emek ve bütçe gerektirebiliyor. Ne olursa olsun, alınan tüm kararlarda genelden özele doğru bilgi kullanımının faydası kendisini gösteriyor. İşletme operasyonlarında karar alma ve doğru adımları atmada araştırma, iletişim kurma ve danışma önem kazanıyor. İş hayatında herhangi bir operasyon öncesi “bu konuyu yeterince araştır (a) madım” deme lüksümüz artık pek yok. Araştırma yapanlar ise kimi zaman fazla bilgi içerisinde kaybolabiliyor ya da tüm dosyaları gözden geçirmeye yeterli zaman bulamayabiliyor. Fakat bir gerçek karşımızda duruyor. Verileri toplayan ve analiz eden, sıkı çalışıp işine sahip çıkan her zaman kazanıyor. Belirsizlik ve riskleri tanımlayıp, olası iyi ve kötü senaryolara uygun yol haritası hazırlayanlar başarı elde ediyor. Bu tarz iş yapma alışkanlığı kazananlar  kariyer basamaklarında yükselme şanslarını erken yaşlarda elde ediyor. Bu özelliklere sahip kişiler yönetici adayları arasında hızla sıyrılıyorlar.


Satinalma_Test_1.jpg

Tedarikçi Müşteri Seçiyor. Alıcılar Ürün Bulamıyor.

https://satinalmadergisi.com/tedarikci-musteri-seciyor-alicilar-urun-bulamiyor/

Prof. Dr. Murat ERDAL  Satınalma Dergisi Editörü

editor@satinalmadergisi.com

#tedarikçi #ürün #emtia #alıcı #müşteri #risk #belirsizlik #tahminleme #stok #tedarik #B2B #tedarikzinciri #satınalma #tedarikçiilişkileri

 


Finansal_Okur_Yazarlık_BuyerNetwork.png

25 Şubat 2021 tarihinde BuyerNetwork.net Webinar kanalında gerçekleşen Prof. Dr. Serhat YANIK hocamızın seminer notları Forum bölümüne eklendi. Finansal Tabloları Okuma ve Analiz Eğitim Notları - Finansal Okur Yazarlık - Finansal Raporlar - Mali Tabloları Okuma ve Analiz - Temel Finansal Tablolar - Bilanço - Gelir Tablosu - Özkaynak Değişim Tablosu - Nakit Akış Tablosu


Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Sorumlu Satınalma Eğitimi

Prof. Dr. Murat ERDAL - merdal@istanbul.edu.tr
Eğitim Amacı

Tedarik zincirleri artık yalnızca maliyet, kalite ve teslimat performansıyla yönetilmemektedir. Şirketlerden çevresel etkilerini, sosyal sorumluluklarını, etik uygulamalarını ve tedarikçi ilişkilerinden kaynaklanan riskleri bütüncül biçimde yönetmeleri beklenmektedir. CSDDD – Corporate Sustainability Due Diligence Directive (Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi) de bu beklentileri şirketlerin yönetim sistemleri ve değer zinciri uygulamaları açısından daha somut hale getirmektedir.

Bu eğitim, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ile sorumlu satınalma yaklaşımını birlikte ele almaktadır. Değer zinciri, satınalma kategorileri, tedarikçi seçimi, tedarikçi yönetişimi, sözleşme yönetimi, lojistik, emisyon verisi, insan hakları, etik ve tedarikçi performansı bütünleşik biçimde değerlendirilmektedir.

Programda Kapsam 3 emisyonları yalnızca teknik bir karbon hesaplama konusu olarak ele alınmamaktadır. Tedarikçi verisi, ürün karbon ayak izi, enerji kullanımı, malzeme seçimi, sevkiyat bilgileri, satınalma harcamaları ve değer zinciri kararlarıyla ilişkilendirilmektedir.

Eğitimin güçlü odaklarından biri sorumlu satınalma (Responsible Procurement) yaklaşımıdır. İnsan hakları, çalışma koşulları, çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, ayrımcılık, taciz, güvenli çalışma ortamı, yolsuzluk, rüşvet, çıkar çatışması, hediye ve ağırlama uygulamaya dönük biçimde ele alınmaktadır.

Program sonunda katılımcıların; sürdürülebilir tedarik stratejisi geliştirme, sorumlu satınalma politikası oluşturma, kategori ve tedarikçi risklerini değerlendirme, sözleşmelere etik, sosyal ve çevresel hükümler ekleme, tedarikçi performansını izleme, özen yükümlülüğü süreçlerini uygulama ve tedarikçi yetkinliklerini geliştirme konularında pratik bir yönetim bakış açısı kazanmaları hedeflenmektedir.


This will close in 20 seconds